Yaşasın 1 Mayıs!
uzun bir 1 mayıs gününün ardından eve döndüm. “ege saat daha üç, ne uzunu?” diyeceksiniz belki ama sabah 6’dan beri mecidiyeköy’deyim.
açıkçası, bu 1 mayıs mecidiyeköy için pek umutlu değildim. sabah evden, gözaltına alınırım ve en az 24 saat dönmem diyerek çıktım. taksim’e gitmek daha baştan gerçekçi bir beklenti değildi tabii de mecidiyeköy meydanı’nı bile göremeden paket oluruz diye düşünüyordum. düşündüğüm gibi olmadı.
partinin taksim kararına başta anlam verememiştim: geçen sene kadıköy’e çağrı yapmışken bu sene ne olmuştu da taksim’e karar verilmişti? hele bu sene saraçhane’de birikmiş bir enerji de yokken ne olabilirdi ki? şimdi her şey daha anlamlı geliyor.
1 mayıs alelade bir gün değil. 1 mayıs’ı düzenli kortejlerle miting yaparak geçirmek yerine eylem ile geçirmeyi doğru buluyorum. çünkü bugün solcuların günü. eğri oturup doğru konuşalım: solcu olmayan herhangi bir kişinin 1 mayıs’ı zerre umursadığı yok. umursamasına gerek de yok. 1 mayıs solun, sosyalistlerin ve anarşistlerin günü. dolayısıyla birbirimize kortejcilik oynamaya ihtiyacımız yok. 1 mayıs bir eylem günü olmalı.
saraçhane’de bağırıyorduk ya “mitinge değil eyleme geldik” diye. aradaki farkı sonunda anladım. eylem, zımni bir şiddet tehdidi aslında. olayların kontrolden çıkabileceği bir buluşma. bu 1 mayıs, bir eylem günüydü. ve umarım 1 mayıs 2027’yi beklemeden daha nice eylemlerde buluşuruz.
yaşasın 1 mayıs! biji yek gulan!